Oyuncuadresi.com

Eğitimler

  Önerilen kitaplar
  Oyunculuk üzerine değinmeler
  Sanat üzerine değinmeler
  Önerilen sinemalar
  Eğitim Platformları
  Ne nerede
 
Önerilen Kitaplar

Sanatın dalları içinde oyunculuk en heyecanlı ve gizemli dünyasına çeker tüm zamanlarda insanoğlunu… Başlangıcı itibariyle Tiyatro’nun sahnelenmesi dünya üzerinde M.Ö. 534 yılında Yunanistan’a dayanmaktadır.Aristotales’le başlayan ardından Orta dönem’e damgasını vuran William Shakespeare ‘in ön plana çıkmasının ardından günümüze taşınıp modern tiyatro çizgisine Konstantin Stanislavski ile geçilmiştir. Tiyatro ve oyunculuk üzerine bir çok eser yayınlanmakta olup sizlere bu köşemizde bazı kitaplar önereceğiz. Oyunculuğa başlarken okunması gereken kitaplar üzerinde durup bu kitaplar hakkında yorum yaparak paylaşımda bulunacağız.
Kitap önerileriniz için tıklayın...

 
Ay Hırsızı
Sunay Akın yeni kitabı Ay Hırsızı’nda gözünü Ay’a dikiyor ve bir arkeoloğun sabrıyla kazıyor insanlığın ortak birikiminin üzerine çöken tozu toprağı… Ortaya çıkardığı bilgiyi şair duyarlığıyla ilmek ilmek dokuyor ve okurunu hayrete düşürecek öyküler bir bir diziliyor karşımıza. Cervantes ve Mimar Sinan hangi caminin inşaatında buluştu?.. Enver Paşa’nın uçağı kaç kez düştü?.. Piri Reis’in haritası Topkapı Sarayı’nda nasıl bulundu?.. İstanbul Boğazı’nı yürüyerek geçen Attila Hülagü’nün sırrı neydi? 157 yıl yaşayan Zaro Ağa’nın Amerika seferi… Atatürk neden hiç uçağa binmedi?..

Yazar; Sunay Akın 12 Eylül 1962 tarihinde Trabzonun Maçka ilçesinde doğdu. (Bu yüzden 18 yaşından beri doğum gününü kutlamamaktadır.) Ailesi, onun daha iyi eğitim görebilmesi için, 10 yaşındayken İstanbul'a taşındı. Lise öğrenimini İstanbul Koşuyolu Lisesi'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Fizik Coğrafya Bölümü'nden mezun oldu. Şiir yazmaya 9 yaşında başlayan Akın'ın ilk şiirleri 1984 yılında dergilerde yayınlanmaya başladı. Arkadaşlarıyla birlikte 1989'da Yeni Yaprak şiir dergisini ardından, 1990 yılında da Olmaz adlı şiir dergisini çıkardı. 1987 yılında Halil Kocagöz Şiir Ödülü’nü Noktalı Virgül adlı dosyasıyla aldı. 1990 yılında ise Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü'nü Makiler[1] şiiri ile kazandı. Anlık ilhamlara dayanan ve genellikle kısa olan şiirleri, Orhan Veli'nin şiirindeki bazı özelikleri günümüzde sürdüren bir yapıya sahiptir. Ayrıca, bu tür şiirlerde genellikle rastlanmayan, yumuşak, lirik bir tonu vardır. Şiirlerinde özellikle ince yergi ögelerini kullanmadaki rahatlığı ile dikkat çeker. Cemal Süreyya'nın etkisinde sürdürdüğü şiirlerde, dil oyunlarına dayalı yoğun bir alaycılık ve şaşırtma; çocuklar ve hüzünle birlikte şairin ilgi ve duyarlılığını göstermektedir. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ders verdi, Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde 5 yıl boyunca hem ders verdi hem ders aldı. Bu deneyimin de yardımıyla, tek kişilik oyunlar hazırlayıp oynamaya başladı. Türkiye'nin çok sayıda merkezinde ve yurtdışında (Frankfurt, Nürnberg, Londra) sayısız kez tek kişilik oyunlarını sergiledi. Halen Sunay Bey Tarihi adlı gösterisini sunmaya devam etmektedir. 23 Nisan 2005 tarihinde 11 yıldır dünyanın dört bir yanından topladığı oyuncaklarla, yıllardır hayalini kurduğu İstanbul Oyuncak Müzesi'ni Göztepe, İstanbul'da ailesine ait dört katlı tarihi bir konakta açtı. Müze, Türkiye'de türünün ilk ve tek örneği olup, Avrupa Konseyi'ne bağlı Avrupa Müze Forumu (European Museum Forum) tarafından verilmekte olan Avrupa Yılın Müzesi Ödülü'ne 2010 yılı için aday oldu.


Aşk
Ya ortasındasındır AŞK'ın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde.. Ella Rubinntain (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte "sorunsuz" bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör-asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir. Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap, hiç beklemediği bir şekilde Ella'yı derinden sarsacak, dünyevi aşkı keşfetmek adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına neden olacaktır. Hayatlarımızın durgun gölünü dalgalandıran taş misali, yüzleşmek zorunda olduğumuz sıkıntılar, acılar... ve aşkın peşinde kat etmek zorunda olduğumuz zorlu yollar, ödediğimiz bedeller... Aşk... kitap içinde bir kitap, hayatın anlamı peşinde bir aşk macerası... Aşk... Elif Şafak'tan arayışa, gerçeğe ve keşfetmeye dair bir roman...

Yazar; Elif Şafak Strasbourg doğumlu Elif Şafak ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirdi, yüksek lisansını aynı üniversitede Kadın Çalışmaları Bölümü’nde, doktorasını ise siyaset bilimi alanında tamamladı. İlk öykü kitabı Kem Gözlere Anadolu’yu 1994’te yayımladı. İlk romanı Pinhan’la 1998 Mevlana Büyük Ödülü’nü aldı. Bunu Şehrin Aynaları ile Türkiye Yazarlar Birliği Ödülü’nü kazandığı Mahrem izledi (2000). Ardından her ikisi de çok satan ve geniş bir okur kesimine ulaşan Bit Palas (2002) ve İngilizce kaleme aldığı Araf (2004) yayımlandı. Med-Cezir’de (2005) kadınlık, kimlik, kültürel bölünme, dil ve edebiyat konulu yazılarını topladı. 2006’da senenin en çok okunan kitabı olan Baba ve Piç yayımlandı. Ardından aylarca satış listelerinden inmeyen ilk otobiyografik kitabı Siyah Süt’ü (2007) yazdı. Düzenli olarak Habertürk gazetesinde yazan, makaleleri yabancı gazete ve dergilerde çıkan ve yirmiden fazla dile çevrilen Elif Şafak’ın romanları dünyanın en önemli yayınevlerinden Farrar, Straus and Giroux, Viking ve Penguin tarafından yayımlanmakta. Son romanı Aşk, Ocak 2010´da Amerika´da Viking tarafından The Forty Rules of Love ismiyle yayımlanacaktır.


Havaalanında Bir Hafta
Alain de Botton, sıradan görünen günlük yaşamımıza öyle bir bakış açısı getirdi ki bu evrensel ışık dünyada yirmi beşten fazla dili, ülkeyi aydınlattı. Türk okurları da onun her yazdığını, her söylediğini çok sevdi; Alain de Botton'un tüm kitapları Sel Yayıncılık tarafından Türkçede yayınlandı. Yazarın son kitabı Havaalanında Bir Hafta da yurtdışında yayınlandıktan kısa bir süre sonra, önümüzdeki günlerde okurla buluşacak. Bu kez Londra'daki Heathrow havaalanında her gün yaşanan koşturmacanın, buluşmaların ve ayrılmaların izini sürüyor yazar. Havaalanında Bir Hafta'yı yanınıza alıp sokağa çıkın. Bir havaalanına, vapur iskelesine, tren ya da otobüs garına gidin. Bu kitabı buluşan ve ayrılan insanların, gelen ve giden yolcuların arasında okuyun.

Yazar; Alain de Botton 20 Aralık 1969 Zürih, İsviçre) Yahudi asıllı Londra'da yaşayan yazar ve televizyon programları yapımcısı.


Beyoğlu'nda Gün Batımı
Ertelemek bazen geri dönülemeyecek kayıplara neden olur. Biz durakladığımız zaman yaşam da duraklar, bizi bekler sanırız. Ne yanılgı... Oysa yaşam biz gerekeni yapmadıkça bizden parçalar kopararak ilerler. Onu iç dünyamda nereye koyacağımı bilemiyorum. O korkmadan sevebiliyor. Kim bilir belki bir gün bunu bana da öğretebilir. Belki de gerçekten Leyla bir özgecandır. Açık denizde kaybolan bir kazazedenin bir tahta parçasına sarılması gibi o da rastlantının karşısına çıkardığı bu insanlara sarılıp, hayatta kalmıştı. Meleklerin çocuğu Leyla... Buradaki insanların çoğu yaşamın bir şekilde incittiği insanlar. Bir bakıma sürgünler barınağı burası... Umutlarını yitirenlerin son mekânları... Gün batımını yaşayanların buluştukları yer...

Yazar; NİLGÜN SERİMOĞLU 1984 yılında mimar Sinan üniversitesi Devlet konservatuarı yüksek opera bölümünden mezun oldu. Dramatik operaların baş rollerinde oynadı. Bazıları şunlardır; İl-Tabarro, İnsan sesi, Maskeli Balo, Porgie and Bess, Andrea chenier , Turandot operasında Turandot rolü ile Aspendos uluslar arası opera ve bale festivalinde açılış temsilinde oynadı. Yine İstanbul Devlet opera balesiyle birlikte Danimarka’daki temsillerde Turandot’u oynadı ve büyük başarı elde etti. Bazı televizyon yarışma programlarında şan eğitmenliği yaptı. Halen İstanbul devlet opera balesinde solist sanatçı olarak çalışmaktadır.


Hürrem - Moskof Cariye
Haremden saltanata giden tehlikeli yolda yürüyen bir kadın. Hürrem, tarihi gerçekler ve kimi gerçek karakterler kullanılarak kurgulanan bir roman ve yazarımız Demet Altınyeleklioğlu, kendi hayalgücünün ürettiği müthiş bir Hürrem hikayesi anlatırken, 16. Yüzyılın saray atmosferine, kokusuna, rengine, dokusuna ve duygusal haritasına da yeniden hayat veriyor 16. yüzyılın özellikle ilk yarısına hiç kuşkusuz Osmanlı Hakanı Kanuni Sultan Süleyman, İngiltere Kralı Sekizinci Henry ve Kutsal Roma Germen İmparatoru Şarlken damgasını vurmuştu. Bu hükümdarların iktidar mücadesi ve savaşları kadar aşkları da tarihin seyrini değiştirdi. Sultan Süleyman ve güzel cariyesi Hürrem, Sekizinci Henry’nin başını kestirerek öldürdüğü iki kraliçesinden biri olan Anne Boleyn ve Şarlken’in Avrupa’yı din savaşlarına sürüklemesinde başrolü oynayan karısı Isabella… Birbirini tanımayan bu üç güzel kadının, hemen hemen aynı yıllarda iktidar mücadelesi verdiği üç saray, romanlara, filmlere, TV dizilerine ilham veren büyük aşklara, inanılmaz entrikalara, komplolara, kanlı cinayetlere sahne oldu. Fakat bu öykülerin hiçbiri; haremle, dünyanın en kudretli hükümdarı Sultan Süleyman arasındaki tehlikeli yolda yürüyen Hürrem’in macerası kadar masalsı değildi.

Yazar; Demet Altınyeleklioğlu


Umut
Osmanlı'nın gözdesi Bosna bir imza ile elden çıkarken,Kulin ailesi Bosna'dan İstanbul'a göç ediyor, çöken imparatorluğun son maliye nazırı Ahmet Reşat sürgüne gidiyordu.Sabahat ile Aram'ın aşkı ise tehcir olaylarının acısına yenik düşmeyecekti.Yeni bir cumhuriyet, yeni bir şehir ve yeni bir yuva kurulurken hayat hep akan bir suydu Sitare, Muhittin ve herkes için...Savaşlar, yıkımlar, sürgünlerin ardından Umut geliyor. Umut "Hayat Akan Bir Sudur"'da Kulin, Veda ile başladığı Osmanlı ailelerinin yaşamına, bu kez de Cumhuriyetin yeni kurulmakta olduğu sancılı yıllarda tanıklık ediyor. Akıp gitmekte olan günlük hayat derinden değişmekte, bu değişim aşklara, dostluklara, aile ilişkilerine, her şeye yansımaktadır.Ayşe Kulin, bir kez daha okurlarına ellerinden bırakamayacakları, okuyup bitirdikten sonra anılarına katacakları bir armağan sunuyor.

Yazar; Ayşe Kulin Ayşe Kulin, (d. 1941, İstanbul). Türk yazar ve gazeteci. Kaleme aldığı biyografik eserleri ve romanlarıyla çok okunan yazarlardan biri olmuş ve birçok ödül kazanmıştır. Üslubundaki akıcılık ve yalınlıkla büyük övgü alan yazarın öykü ve kitapları senaryolaştırılıp beyaz perdeye aktarılmıştır. Arnavutköy Amerikan Kız Koleji Edebiyat bölümünü bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalıştı. Uzun yıllar televizyon, reklam ve sinema filmlerinde sahne yapımcısı, sanat yönetmeni ve senarist olarak görev yaptı. Öykülerden oluşan ilk kitabı Güneşe Dön Yüzünü 1984 yılında yayınlandı. Bu kitaptaki Gülizar adlı öyküyü, Kırık Bebek adıyla senaryolaştırdı ve bu filmi 1986 yılında Kültür Bakanlığı Ödülü'nü kazandı. 1986'da sahne yapımcılığını ve sanat yönetmenliğini üstlendiği Ayaşlı ve Kiracıları adlı dizideki çalışmasıyla Tiyatro Yazarları Derneği'nin En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü'ni kazandı. 1996 yılında Münir Nureddin Selçuk'un yaşam öyküsünün anlatıldığı Bir Tatlı Huzur adlı kitabı yayınlandı. Aynı yıl,Foto Sabah Resimleri adlı öyküsü Haldun Taner Öykü Ödülü'nü, bir yıl sonra aynı adı taşıyan kitabı Sait Faik Hikaye Armağanı'nı kazandı. 1997'de yayınlanan Adı: Aylin adlı biyografik romanı ile, İstanbul İletişim Fakültesi tarafından yılın yazarı seçildi. 1998 yılında Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 1999'da Iletişim Fakültesi tarafından yılın romanı seçilmiş olan Sevdalinka ve 2000'de yine bir biyografik roman olan ve Füreya Koral'ın hayatını aktardığı Füreya yayınlandı. 2001 yılında yayınlanan Köprü isimli romanı ile Doğu illerimizde yaşanan dramın kökenleri ve Cumhuriyet tarihi içindeki nedenlerini ele aldı. Ayşe Kulin 2002 yılında yayınlanan Nefes Nefese isimli romanı ile ikinci dünya savaşı sırasında yüzlerce Yahudi'yi soykırımda kurtaran Türk diplomatlarının kahramanlıklarını bir aşk öyküsü ile birlikte işliyor. Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı 2007 yılında Star TV ekranlarında dizi olarak yayınlanmaya başlandı. 2004 y


Çatıdaki Çiçekler
Yaşam yolculuğundaki sayısız durakta, yürek dolusu, beyin dolusu nice anı bıraktık! Kimi yaşanmaktan eskitilmiş, kimi yaşam eli değmemiş... Bazen korktuk hatırlamaya, bazen korkularımızın sığınağı dedik anılara...Gözyaşı kahkahaya, suskunluk isyana, hasret kavuşmaya ve nefret sevdaya dönüştüğünce, yol aldık yaşamaya!... Bakıp da göremediğimiz, yutkunup da söyleyemediğimiz, başkaldırıp da yürek eğdiğimiz de yalnızlıkta kalıp kendimizden gittiğimizce, mola verdik insan olmaya! Bir yaşam yolculuğundaki "insan olma" telaşının herkese dair satırlarını bulacaksınız...

Yazar; Selma Çuhacı Selma Çuhacı,1965 Yılında Aydın'da doğdu...Erenköy kız lisesinden sonra girdiği İstanbul Tıp Fakültesinden 1988yılında mezun oldu.Küçük yaşlarda başlayan edebiyat tutkusuylayazdığı birçok şiir,1990 yılından itibaren pek çok ünlü bestecitarafından bestelenerek şarkı oldu.Melih Kibar,Levent Çoker,Özkan Turgay,Selçuk Tekay,Orhan Gencebay,Selami Şahin,Coşkun Sabah,Uğur Dikmen,Erol Evgin,Murat Evgin,Mine Mucurve Yavuz Çuhacı ile birlikte çok sayıda şarkıya imza attı....Yurt içive yurt dışında çok sayıda festivale söz yazarı olarak katıldı...Eurovision 96 da ,sözlerini yazdığı ''5.mevsim''isimlişarkı ;Norveç'te ülkemizi temsil etti...18.Cavan İrlanda şarkı yarışmasında üçüncü olan ''Hoşgeldin'',3.Kahire Uluslarasışarkı yarışmasında birinci olan ''hep bir yarın var'' isimlişarkıların sözlerini yazdı...Türkmenistan marşı,TRT 23 nisanÇocuk Şenliği şarkısı,Sabancı marşı,Kent Oyuncularının iki müzikali sözlerini yazdığı eserler arasındadır...1997 Yılında 3.Uluslararası Pamukkale Şarkı Festivalinde''en iyi şarkı sözü yazarı'' seçilerek;''Çiğdem Talu Özel Ödülü''nü kazandı...Çatıdaki Çiçekler/Hep Bir Yarın Var Selma Çuhacı'nın yayınlanan ilkkitabıdır....


Bir Aktör Hazırlanıyor
Çağdaş Tiyatronun doğuşundan beri biriken uydurma, doğa dışı, tiyatromsu, aşınmış, basmakalıp bir çok sahne alışkanlığı, artık yaralılıklarını yitirmiş durumdadır ve yeni sanatın coşkulu bir şekilde yol alabilmesi için bu alışkanlıklar aşılmalıdır. Bunu başarabilmesi içinde doğanın yetenekle donattığı aktörlerle yönetmenlerin, bir düzen altında eğitilmeleri gerekir. Eğitimsiz yetenek ne işe yarar?Bir insandan gerçek bir aktör, gerçek bir yönetmen, iyi bir piyes yazarı hatta iyi bir seyirci yaratmanın yolu, eğitimin tornasından geçmelidir. İşte bu kitapta Stanislavsky, soylu bir tiyatroyu hedefleyerek, sahnenin ve salonun yaratıcı ve yardımcı öğelerinin iç yüzünü, zengin deneyimlerinin ve bilgi birikiminim ışığında, romanımsı bir biçimde aktarıyor.

Yazar; Stanislavski 1877'de amatör olarak oyunculuğa başladı. F. P. Komisarjevski’nin yönetimi altında vodvillerde, operetlerde, dramlarda ve komedilerde oynadı. 1898 yılında Vladimir İvanoviç Nemiroviç-Dançenko ile birlikte “Moskova Sanat Topluluğu”nu kurdu. Çehov’un yapıtlarını sahneleyerek büyük ün kazandı. 1938 yılında hayata gözlerini kapadı. Dancenko ve StanislavskiBüyük Rus devrimi ve öncesi önemli bir tiyatro yönetmenidir. Devrimden önce gerçekçilik akımını benimseyip, daha sonra Toplumcu gerçekçi akıma yönelmiştir. Sanat Yaşamım adlı kitabında anılarını anlatır. Nemirovic Dancenko ile birlikte kurdukları "Moskova Sanat Tiyatrosu"; Rus tiyatrosunun bir adım öne çıkmasını sağlar. Psiko-realist oyunculuk kavramını ortaya atan ilk kişidir. Çehov'un oyunlarını klasik tarzların dışına çıkarak yönetti. Doğu tiyatrosunun gösterişinden etkilenen Bertolt Brecht'in oyunculuk yöntemi üzerine Epik Tiyatroyu geliştirdiği bilinir.


Zar Adam
Gündelik hayatından monotonluğundan sıkılmış psikiyatrist Luke Rhinehart Manhattan'da eşi ve iki çocuğuyla yaşamaktadır. Hem Batı hem de Doğu felsefelerinin hayatın anlamı alternatiflerinden tatminsizlik yaşayarak basit zar atışlarıyla kendi dinini oluşturarak hayatını sonsuza kadar değiştirir. Rhinehart ve hastaları kısa zaman içinde ebedi kurtuluşlarının tek yolunun her şeyi zarların kararına bırakmak olduğuna inanmaya başlarlar. Luke, seks, uyuşturucu ve terapi hakkındaki zar atışlarıyla yeni dinini muhafazakar davranış ve ahlak çöküntüsünün esprili bir birleşimine dönüştürür. O bu düşünceyle kendi yaşantısını ve dünyayı değiştirmeyi amaçlamaktadır.. Amerikan psikoanalitik kültürünün fütursuz bir parodisi ve rahat okunan Zar Adam kitabı eğlenceli, mizahi, şok edici ve altüst edici...

Yazar; Luke Rhinehart Luke Rhinehart, yazar George Cockcroft’un takma adıdır. George Cockcroft 1932 Kasım ‘ında Amerika ‘da dünyaya gelmiştir. Yazar kolombiya üniversitesinden felsefe doktorası almıştır. 1956 Haziran ‘ında evlenmiş ve 3 çocuğa sahiptir. Cockcroft, zar adamını yazmaya başlamadan uzun bir zaman önce zarla deneyler yapmaya başladı, ama romanda bu yapılmış ilerleme yavaşlatılır. Cockcroft 1970 yılında Deya ( mallorca/ ispanya adası ) ‘da bir yayımcı ile tanıştı ve tam zamanlı olarak “Zar Adam” ı yazmaya başlamıştır. 1971 yılında ise zar kültürünün lideri olmuş ve kitabını yayımlamıştır.


Kayıp Gül
Genç Türk Romancı Serdar Özkan'ın ilk romanı Kayıp Gül bugüne kadar 29 dile çevrildi, 40'tan fazla ülkede basıldı. Kanada'dan Japonya'ya, Brezilya'dan Endonezya'ya, dünyanın dört bir yanında okurların büyük ilgi ve beğenisini kazanan Kayıp Gül, birçok ülkede haftalarca bestseller listelerinde yer aldı. Tüm zamanların en çok okunan ve sevilen kitaplarından St. Exupéry'nin Küçük Prens'i, Richard Bach'ın Martı'sı, Hesse'nin Siddarta'sı ve Paulo Coelho'nun Simyacı'sına denk tutulan Kayıp Gül, özgün bir “kendini keşfetme” romanı. Değişik kültür ve felsefeleri günümüzün modern yaşantısıyla iç içe sunan Kayıp Gül, Doğu'yla Batı arasında bir köprü eser niteliğinde. Sanki bu yönüyle, hem tarihsel hem de coğrafi anlamda Doğu ile Batı arasında bir köprü olan kültürümüzün çağdaş edebiyata akseden bir yansıması.

Yazar; Serdar Özkan Ağustos 1975’te doğan Serdar Özkan, ortaokul ve liseyi Robert Kolej'de okudu. Lisans eğitimi için Amerika'ya giderek, Lehigh Üniversitesi’nde İşletme ve Psikoloji eğitimi gördü. Halen İstanbul'da yaşayan Serdar Özkan 2002 yılından beri full-time roman yazarlığıyla uğraşıyor. İlk romanı Kayıp Gül bugüne kadar 29 dile çevrildi, 40’tan fazla ülkede basıldı. Brezilya’dan Japonya’ya, Kanada’dan Endonezya’ya dünyanın dört bir yanında okurların büyük ilgi ve beğenisini kazanan Kayıp Gül, birçok ülkede haftalarca bestseller listelerinde yer aldı.


12